|
Zamanın sonsuzlukla kesiştiği yer: an
Gönderen : vakitikindi
- Tarih : 2/8/2010
SUFİZMDE YAYGIN kullanımı olan ‘ibn-ül vakt’ - an’ın çocuğu – ibaresi, sonsuzlukla yollarımızın kesiştiği anlara tekabül ediyor. An, dikey bir yönelişi temsil ediyor. Kalbin sıkışması, kişinin an’dan uzaklaşmasıyla orantılı bir şey. Genişleyip büyüyerek değil, küçülüp an içine girebilmekle erişiliyor sonsuzluk yolculuğuna. Varlık âleminde bilebilmenin sırrına fiske vurmak, ezdadın kanununa riayetle mümkün. An dışına çıkarak zamanı tepeden kuşatma eğilimi ile sabırsızlığımız aynı şey. An’ın içinden genişleyip büyümek de şükrün endamına dair. An’...
|
|
Zıll-ı hayal – Hayalin Gölgesi yahut Gölge oyunu
Gönderen : vakitikindi
- Tarih : 2/8/2010
GÖLGE OYUNUNDA Hacivat’ın kıvrak ve zekice olan hazır cevap ve sorularını Karagöz çoğunlukla yanlış, benzer veya mecazları hesaba katmadan olduğu gibi anlar. Oyun zaten biçimsel olarak bunun üzerine kurulur. Yanlış anlama ve yanlış yorumlama üzerine kurulu ve kendi içinde yapısal bir bütünlük arz eden oyun, mizaha bu yoldan varmaya çalışır. Oyunun toplumsal ve kültürel açıdan sahip olduğu değerin yanında onun doğu felsefelerinin birer özeti olma iddiasını taşıdığı iddiası pek de aşırı sayılmamalı. Çünkü doğruyu yanlış anlama veya anlayamama üze...
|
|
İnsan ve istibdad
Gönderen : vakitikindi
- Tarih : 2/8/2010
İLK İNSANDAN günümüze değin, sorunsallığını hiç yitirmemiş bir alan olarak karşımızda duran şey, bir diğerini anlayabilmek meselesidir. Ve şüphesiz bugüne değin yaşanılanlara, birinin diğerini anlayamadığı üzerinden bakmak, soruna iyi niyet perspektifinden yönelmeyi içerir. Çok iyi anladığı halde vahşetin kirli hazzına ulaşmak isteyenlerin sayısı ki tarihe-bugüne bakıldığında hiç de az değil. Demek bir diğerinin gayet iyi anlaşılması, zorbalığa başvurma eylemini ortadan kaldırmış değil. Ve beşerî açıdan şaşırtıcı olarak da görünmüyor. Bu husus ...
|
|
Yurtsuzluk mükemmeldir
Gönderen : vakitikindi
- Tarih : 1/7/2010
YERSİZİN, YURTSUZUN gözüyle okunan bir mekânın anlamı, diğerlerinden her halükarda farklı olacaktır. Bir yerde bulunmak, bir mekânda büyümek, hatta kâinatın içinde olmak, yurtsuzun gözünde farklılık olarak görülmez. Bir an’da karar kılamamak ile ilgili seyyal bir oluş hikâyesi bu. Bir fikirden diğerine, kabz halinden bast haline, düzyazıdan şiire v.s. geçişlerin hepsinde ucu yakalanabilecek bir düşünce olduğu kesin. Bir ayrılış ve kopuşun süreklileşen öyküsünün durağan bir kahramanı olmaya benziyor, yerleşikliği gösteren her ifade. ‘Kendisinin ...
|